İnsan Haklarının Güvencesi: Hukuk Devleti

  İnsan Hakları    28 Aralık 2015
Yorum Yok

İnsan haklarını en iyi biçimde bir hukuk devleti düzeninde koruyabiliriz. Hukuk devleti, “bireylere hukuk güvenliği sağlayan  devlet” olarak tanımlanır. Hukuk devletinde yöneticiler de yönetilenler kadar hukukla bağlıdır. Bir ülkede hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilebilmesi için bazı koşulların sağlanmış olması gerekmektedir.

 

Bu koşullardan başlıcası, temel hak ve özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmış olmasıdır. Yani hakların varlığı, tanımı, korunması, sınırlama ölçü ve ilkeleri anayasada belirlenmelidir. Hakların sınırlanması, anayasada öngörülen belli nedenlere dayalı olarak ancak yasa ile yapılabilmeli, bunun için de anayasada yasa koyucuyu da bağlayan “sınırlamanın sınırı” niteliğinde ilkeler yer almalıdır. Bunların en önemlileri, ölçülülük, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama, hakkın özüne dokunamama gibi ilkelerdir.

 

Bunun yanında, anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkesinin  doğal bir sonucu olarak, yasaların anayasaya uygunluğunun da sağlanması gerekmektedir. Deneyimlerin gösterdiği üzere, yasaların anayasaya uygun olup olmadığını denetlemenin en etkili yolu, bu görevi bağımsız bir yargı organına vermektir. Ülkemizde bu koşul, 1961’den bu yana Anayasa Mahkemesi’nin varlığı ile sağlanmaktadır. Öte yandan, yönetimde hukuka bağlılığın sağlanması için idarenin de bağımsız yargı organlarının denetimi altına alınmış olması gerekmektedir.

 

Buradan da anlaşılacağı üzere, hukuk devletinin en önemli unsuru yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsızlığı, aynı zamanda, demokratik yönetim biçimlerinin başlıca ilkelerinden birisi olan kuvvetler ayrılığının bir gereğidir. Gerek yasaların anayasaya uygun olarak çıkarılıp çıkarılmadığını, gerekse idarenin eylem ve işlemlerinde yasalara uygun davranıp davranmadığını denetleyen bir kamu gücü olan yargı hem yasama gücüne (Meclis), hem de yürütme gücüne (Hükümet) karşı bağımsız kılınmış olmalıdır.

 

Yargı bağımsızlığının, “mahkemelerin bağımsızlığı” ve “yargıç ve savcı güvencesi” olmak üzere iki yönü vardır. Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca yargıçların karar verirken anayasa, yasa ve hukuk ilkeleri çerçevesinde sadece vicdani kanaatlerini dikkate almaları sağlanmalıdır. Yani, hiçbir kişi veya organ yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere talimat verememelidir, görülmekte olan bir davayla ilgili görüş beyan edememelidir. Öte yandan yargı gücünü kullanan kişilere de yargıç ve savcı güvencesi tanınmalıdır. Bu güvencelerin amacı, yargıç ve savcıların her türlü maddi ve manevi baskıdan uzak, serbestçe karar verebilmelerini sağlamaktır. Anayasamızın 139. maddesi bu güvenceyi çok açık bir biçimde şu şekilde ifade etmiştir: “Hakimler ve savcılar azlonulamaz, kendileri istemedikçe (65 yaşından önce) emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.”

Mahkemelere, yargıçlara ve savcılara tanınan bu güvencelerin yanında, bir hukuk devletinde bireylere de doğal yargıç güvencesi tanınmış olmalıdır. Doğal yargıç güvencesi, bir suçun işlenmesinden önce o suça ilişkin davalara hangi mahkemelerde, hangi nitelikleri taşıyan yargıçlar tarafından bakılacağının yasa ile belli edilmiş olması anlamına gelmektedir. Bu ilke, suçlara ve sanıklara göre mahkemeler oluşturulması ve yargıç atanmasının, yani “olağanüstü mahkemeler” kurulmasının önüne geçmektedir.

Hukuk Devleti hukuk devleti İnsan Haklarının Güvencesi: Hukuk Devleti hukuk devleti

Hukuk Devleti




  Benzer Yazılar


  Yorumlar

Lütfen Disqus eklentisini kurun.